Öne Çıkanlar Muharrem İnce CHP Aday Adayları manisa yemek normal doğum
banner20

Kabadayı, Tarih ve Felsefe Konuştu

Günümüzde felsefi; eş deyişle eleştirel düşünmenin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamda ve gelişmiş demokrasilerde asli bir unsur olduğu kabul etmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Talip Kabadayı, “Felsefe güzel ve iyi bir yaşamı gerçekleştirmeye çalışır. Eleştirel düşünce, felsefi kavrayış için tek başına yeterli olmasa da gerekli bir önkoşuldur. Bunun için felsefe bir zihin alışkanlığı haline getirilmelidir. Çocuklar ve gençler; İyi, nazik ve cömert felsefe rehberlerinin eşliğinde felsefeyle tanışmalıdır. Eleştirel bir zihin, felsefece düşünmek için olmazsa olmazdır” dedi

Bilgi ve bilgeliğe giden yolda rehberimiz filozoflardır

Günümüz medya dünyasında gençlere ulaşan bütün malumat, tahribat ve ayartmaların kontrol edilmeleri şöyle dursun, bunların farkına varmanın bile olanaksız olduğunu vurgulayan Kabadayı, “Bu durumda yapılacak en iyi iş, çocukları ve gençleri eleştirel düşünme kılıcıyla, başka deyişle felsefeyle donatmaktır. Çocuklara ve gençlere zihinlerini geliştirmelerinin küçük yaşlarda öğretilmesi gerekir. Zira kendine güven ve kendi kendine yeterlilik duygusu, çocuklar olgunlaştıkça onlarla beraber gelişir. Çocukların meraklı olmalarına izin vermek, onlara sorular sormayı öğretmek ve kendi başlarına öğrenmelerini teşvik etmek, hayatın her alanında başarılı olmalarını sağlayacaktır.  Özellikle gençlerimiz mantıksız ya da temelsiz açıklamaları kabul ederek değil; sorular sorarak, olay ve olguları keşfederek, dahası eleştirel düşünerek iş görmeyi öğrenmelidir. Bilgi ve bilgeliğe giden yolda rehberimiz filozoflardır” diye konuştu.

Felsefe; gerek sözel, gerekse yazılı güçlü iletişim becerileri kazandırır ve talep eder

Felsefenin kazandıracağı en önemli beceriler arasında mantıksal, eleştirel ve bağımsız düşünme kabiliyetinin sayılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Talip Kabadayı, “Felsefe bir anlamda düşüncelerimizi açığa kavuşturma işidir. Felsefe; gerek sözel, gerekse yazılı güçlü iletişim becerileri kazandırır ve talep eder. Çok genel, bazen çok soyut kavram ve ilkelerle uslamlama becerileri de kazandırır. İnsanlara, düşünce tarihindeki en etkili filozofların fikir ve görüşlerini tanıştırır. Böylece, gerçekliğin doğası, bilginin kaynağı, etik ve ahlakın temelleri, farklı adalet kuramları, siyasal yaşamda devletin rolü vb. en derin soru(n)lara dair en etkili düşünürlerin yanıtlarını öğreniriz. Felsefe, insanoğlunun karşı karşıya kaldığı en önemli meseleler hakkında hakikati ve bilgeliği aradığı için gerçekten çok değerli bir disiplindir” dedi.

Felsefeye dair en çarpıcı şeylerden birisinin, herhangi bir disiplini felsefi bakış açısıyla araştırıp çalışmak olduğunu söyleyen Kabadayı, “Zira her disiplinin entelektüel tarihi ve kavramsal temelleri vardır. Tarihe ilgi duyan bir kimse tarih felsefesi de çalışabilir. Burada işaret edilen şey, herhangi bir disiplinin felsefesi; yani, temelleri çalışılırsa, o alana ilişkin çok daha derin bir kavrayış elde edilmesi kuvvetle muhtemeldir. Zira felsefe, hem en temel (kök) bilimdir hem de en evrensel bilimdir.

Bu bağlamda, tarih sözcüğünün iki anlamı vardır: geçmiş olarak tarih ve geçmişin bir açıklaması olarak tarih. Felsefece söylemek gerekirse, ilkine “Varlık Alanı Olarak Tarih”; ikincisine de “Bilgi Alanı Olarak Tarih”, denir. Tarihin babası Heredotos, tarihten yapılmış edilmiş şeyler ve bunların bilgisini anlar.

‘Tarih Felsefesi’ terimini ilk kullanan düşünür Voltaire’dir

Heredotos, tarih çalışmasında yapılan savaşların ve gerçekleşen büyük olayların sebeplerini ve sonuçlarını işin içine söylenceleri katmadan aktarmayı amaçlar. İbni Haldun’a göre tarihin zahiri ve batıni anlamı vardır ve önemli olan tarihin deruni anlamını kavramaktır, zira tarih aslında evrenin sebeplerini soruşturan bir bilimdir. Tarih bu yönüyle hikmet bilimlerinden bir tanesidir. Bu noktada, ‘Tarih Felsefesi’ terimini ilk kullanan düşünür Voltaire’dir. David Hume’un İngiltere Tarihi adlı eseri üzerine bir yazı kaleme aldığında, bu terimi ilk defa dile getirir. Onun tarih felsefesinden anladığı ise tarihin akli bir biçimde ele alınıp yazılmasıdır; sonuçta nasıl tarih yazılması gerektiğine; nasıl tarih bilimi yapılması gerektiğine tarih felsefesi denir. 

Burada belirtmekte yarar var; tarih felsefesi genellikle şu soru(n)lara yanıtlar ve çözümler getirme işine girişir: Tarihin gidişinde bir örüntü ya da kalıp var mıdır?

Bu soruya verilen belli başlı yanıtlardan birisi, tarihin döngüsel bir yol izlediğidir. Eskiçağ ve Stoa felsefelerinde öne sürülen bu döngüsel tarih anlayışına göre, insanlık kimi aşamalardan geçip en yüksek noktalara ulaşır ve tekrar geriye dönüş yapar.

Ortaçağa gelindiğinde eskiçağın aksine düz, çizgisel bir tarih anlayışı egemen olur. Augustinus’un tarih görüşü bunun en iyi örneğidir. Tarih artık Adem ile Havva’dan başlayıp, tanrısal mahkemeyle bitecek olan bir defalık süreçtir; eş deyişle, tarihin kendisine yöneldiği bir erek ya da hedef vardır.

Batıda tarih felsefesinin kendisiyle başladığı teslim edilen, özellikle Giambattista Vico ve başka bazı düşünürler, döngüsel ve çizgisel tarih anlayışlarını harmanlayarak, sarmallar (spiraller) halinde yol alan bir tarih anlayışı getirmişlerdir. Buna göre, tarihte birtakım tekrarlar olsa da belli bir amaca yönelik ilerlemeler de görülür

Tarihçinin kaynakları yorumlaması, kanıtları değerlendirmesi gerekir

Tarihin işleyişi (mekaniği) nedir? Bazı tarih felsefecileri tarihin gidişatındaki örüntüye işaret eden görüşlerle yetinmezler ve tarihteki değişimlerin veya değişikliklerin nasıl gerçekleştiğine de açıklamalar getirme işine girişirler. Bunlar arasında A. Toynbee’nin “meydan okuma” ve “yanıt verme” düşüncesi sayılabilir. 

Tarihin amacı veya değeri nedir? Örneğin bu soruya R.G. Collingwood’un verdiği yanıt şöyledir: tarihin değeri bize insanın ne yaptığını ve dolayısıyla insanın ne olduğunu öğretmesidir.

Tarihçi geçmişi nasıl kavrar ve açıklar? Doğa bilimcisi açıklanan fenomeni daha genel yasalar altında kapsayarak açıklar. Tarihçi aynı yöntemi işe koşmalı mıdır? Yoksa tarihçinin konu alanı doğası gereği “kapsayıcı yasa modeli” ile açıklamaya elverişli değil midir? Doğa bilimlerinde kullanılan araştırma yöntemi ile tarihçinin araştırma yöntemi arasında önemli bir fark var mıdır? Tarihçiler olguların pasif gözlemcileri değildir, zira tarihçinin kaynakları yorumlaması, kanıtları değerlendirmesi ve olgularını seçmesi gerekir. Ayrıca tarihçi bir anlamda keşiften daha çok geçmişi yeniden kurma işine girişir.

Bu bağlamda, tarih felsefesi; “eleştirel” ve “spekülatif” (metafizik) tarih felsefeleri olmak üzere iki kısımda da incelenebilir.

Nietzsche; tarihi, antikacı, anıtsal ve eleştirel tarih olmak üzere ele alırken; Hegel; tarihi, asli tarih, refleksiyonlu tarih ve felsefi tarih olmak üzere üç kısımda inceler. Tarihin asıl itici gücünün bir anlamda karşılıklı tanınma mücadelesi olduğunu ileri süren Hegel’e göre, “tarihten öğrendiğimiz tek ders, insanların tarihten ders almadıklarıdır. Günümüz dünyasında olana bitene bakınca, bu söz üzerine düşünmeye değer sanıyorum” diye konuştu.

Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin sorularını da cevaplayan Prof. Dr. Talip Kabadayı’ya MCBÜ Rektörü Prof. Dr. A. Kemal Çelebi tarafından çiçek ve teşekkür belgesi takdim edildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1